Sunumlar


Atıksuların Geri Kullanımı



10-11 Nisan 2008 Adana DSİ Bölge Müdürlüğünde yapılan "Sulama ve Drenaj Konferansı" ilk gününde yapmış olduğum sunumun kısa özeti ve sunumun kendisine ulaşmak için link aşağıda verilmektedir.

Yeni bir Su Kaynağı Potansiyeli :

Atıksular ve Geri Kullanımı

 

Celal F. Gökçay

ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü, 0531,Ankara. cfgokcaymetu.edu.tr

 

 

Türkiye’nin toplam yıllık su potansiyeli 187 milyar m3 olarak hesaplanmaktadır. Bunun 112 milyar m3 (Mm3) kadarının kullanılabilir durumda olduğu, 35 Mm3’ün tarımsal sulamada, 5-6 milyar m3’ise içme suyu olarak kullanıldığı bildirilmektedir (DSI 2005). Ülke nüfusu 70 milyon kişi olarak kabul edilirse kişi başına düşen yıllık su miktarı 1500 m3 civarında hesaplanmaktadır. Bu değer ülkemizin su zengini olmadığının işaretidir. Örneğin komşumuz Irak’da 2000 m3/kişi, zengin Kuzey Avrupa devletlerinde ise 8000 m3 üzerindedir. Suların zaman ve mekan içinde dağılımı da homojen değildir. Örneğin Orta ve Güneydoğu Anadolu yılda ortalama 350-400 mm yağış alırken Kuzey ve Kuzeydoğu (Rize) 2500 mm civarında yağış almaktadır. Orta ve GD Anadolu tarımın en yüksek olduğu yaz aylarında kuraklık yaşarken K ve KD yıl boyu  yağış almaktadır. Kurak bölgelerde rastlanan  düşük 2000-4000 USD kişi başı milli gelir, turistik Ege kentlerinde ülke ortalamasının çok üzerinde seyretmektedir. Ege sahillerinde yaz aylarında yeterli su temini sürdürülebilir turizm endüstrisi için hayati öneme sahiptir. Ülkede su  kaynakları genellikle yüksek bölgelerdeki kar erimeleri ile beslenen  yüzey sularından oluşmaktadır. Bu sular kullanım noktalarına çoğunluk cazibe ile aktarılmaktadır. Örneğin İstanbul’a Melen suyu 250 km’den gelmektedir. Ankara’ya getirilen suyun maliyeti ise pompaj nedeniyle 60 Ykuruş civarındadır, su satış bedeli ise 4 YTL’nin üzerine çıkmıştır. Pompaj gerektiren hallerde ise tarımsal sulamada kullanım yüksek maliyet nedeniyle mümkün olmamaktadır.

 

Halen ülkemizde toplam arıtılmış evsel atıksu miktarı 1.6 M m3/yıl civarındadır. Bir Mm3 ise biyolojik arıtımdan geçirilmiştir ve ilave arıtımdan sonra sulamada kullanılabilir. Ancak ilave arıtım maliyeti  suyun tarımsal getirisinden yüksek olduğu için kullanılamamaktadır. Oysa bu sular hazır pompalanmış sulardır. Geçerli görüşe göre kullanıcılar ikincil arıtıma kadar ödemekle mükelleftir Üçüncül arıtımın ise çiftçi tarafından ödenmesi gerekmektedir, ki ürün satış bedelleri düşünüldüğünde buna imkan yoktur. Atıksuların etkin biçimde geri kullanılabilmesi için bir anlayış değişikliğine gerek olduğu ortadadır. Buna göre su kısıtı olan bölgelerde çiftçiye gelinceye kadar tüm arıtım bedellerinin kullanıcılar tarafından ödenmesi hakkaniyetli olacaktır. Ancak bu takdirde atıksular geri kullanılabilir.  Bu tartışmadan atıksuların tarımsal sulamada geri kullanımları için düşük maliyetli, çok yüksek bakteriyolojik kalite sağlaması gerekmeyen ucuz teknolojilere ihtiyaç duyulduğu ortadadır. Burada risk ve maliyet unsurları optimize edilebilir. Bu sularla çiğ yenmeyen bitkiler ve ağaçlar sulanabilir. Diğer taraftan hiç risk alınamayacak kentsel sulamada yüksek maliyetli teknolojiler kabul edilebilir. Kentsel sulamada arıtılmış suların içme suyu kalitesinde olmaları  gerekmektedir. Tarımsal sulamada kullanılacak suların maliyetlerinin 1-2 cent/m3 geçmemesi gerekir ki yaklaşık 10 cent tarımsal getirisi olan bir m3 tarımsal su bu amaçla kullanılabilsin. Halen hüküm süren kuraklık nedeniyle 1 m3 suyun tarımsal getirisi 20 cent’e yükselmiş olmasına karşın ne süre ile bu şekilde kalacağı kesin değildir. Özellikle lagünler ve damlatmalı filtreler bu amaca uygun görünmektedir. Bu uygulamalarda mevcut geri kullanım standartları gevşetilmelidir. Örneğin Su Kirliliği kontrol Yönetmeliğine bağlı 1991’de çıkartılan Suların Tarımsal Amaçlarla Kullanımı ile ilgili tebliğ ABD Title 22’nin bir kopyasıdır ve bu haliyle tarımsal kullanıma izin vermeyecek kadar sıkıdır. Bu standartın yeni bilimsel veriler ışığı altında gözdem geçirilmesine ve gevşetilmesine gereksinim vardır.  Öte yandan kentsel sulama ve kullanım için hazırlanacak atıksuların yüksek kalitede, örneğin Title 22 kalitesinde, olması gerekmektedir. Bu takdire pahalı teknolojilerin, örneğin Membran Biyoreaktörlerin  (MBR),kullanılması kaçınılmazdır.

 

Çoğunluk Akdeniz ülkesinde atıksuların geri kullanımı ile ilgili ne standartlar ne de rehber yönetmelikler mevcuttur. Türkiye’de ise  gerçek dışı sayılabilecek kadar sıkı bakteriyolojik standartlar öngörülmektedir. Halen hiçbir belediye bu standardı tutturamamaktadır. Geri kullanım standartlarındaki mikrobiyolojik değerler ülkeden ülkeye değişmekle  birlikte en sıkı Title 22 ve onla uyumlu Türk ve İsrail standartlarıdır. Oysa WHO standardı pragmatik yaklaşımı ifade etmektedir. Burada arıtılmış atıksularda  fekal koli (FK)  basili <1000/100 mL ve bulanıklık değeri <2NTU olarak verilmektedir. Bakteriyolojik standart,ülkemizde de uygulanan yüzme suyu standardından geliştirilmiştir. Bulanıklık değeri ise klora en dayanıklı organizmalar olan  helmint yumurtaları ve  protozoalar göz önünde bulundurularak konulmuştur. Buraya kadar yapılan tartışmadan standartların hem uygulanabilir ve aynı zamanda kabul edilebilir ölçüde toplum sağlığını koruyacak şekilde olması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Akdeniz ülkeleri için ortak bir standart taslağı risk değerlendirmeleri ve modelleme çalışmaları yapılarak Blumenthal ve ark. (2000) tarafından önerilmiştir.

 

Atıksuların arıtılarak sulamada kullanılması ile ilgili laboratuarımızda iki değişik teknoloji geliştirildi ve denendi. Bunlardan düşük teknolojili lagün+damlatmalı filtre entegre SFDT sistemi çok kaliteli ( <2 NTU ) suyu çok düşük maliyetle üretmektedir. Arıtılan sular UV dezenfeksiyonundan sonra sulamada güvenle kullanılabilir. Diğer teknoloji ise yüksek randımanlı membran teknolojisidir. ODTÜ Kampusuna kurulan 2000 eşdeğer kapasiteli bu tesiste evsel atıksular içme suyu kalitesinde arıtılmakta ve çim sulamada kullanılmaktadır. Tesiste % 99.9999 oranında  koli basili arıtılmaktadır. Çıkış sularında koli basili adedi  sürekli sıfır  bulanıklık ise <1NTU civarındadır. Bu tesiste arıtım maliyeti 40-50 cent (ABD)/m3 civarındadır. Bu haliyle arıtılan sular sulamada ve günlük hayatta kullanılabilir niteliktedir.

 

Kaynaklar

 

DSİ Su Yıllığı (2005). DSİ Genel Müdürlüğü

Angelakis A.N., Marecos Do Monte M. H. F., Bontoux L., and Asano T., 1999. Review Paper, The status of wastewater reuse in the Mediterranean Basin: Need for guidelines, Wat. Res., 33, (10), pp. 2201-2217.

Çevre ve Tarım bakanlığı, Resmi Gazete tarih 7.1.1991, no. 20748

Blumenthal, U. J., Mara, D. D., Peasey, A., Ruiz-Palacios, G. and Scott, R., 2000. Guidelines for the microbiological quality of treated  wastewater used in agriculture: recommendations for revising WHO guidelines. Bulletin of the WHO, 78 ( 9), pp.1104-1116.

Power Point Sunum için tıklayınızAdana DSI 2008 CF Gokcay.pdf



Atıksuların geri kullanımı ile ilgili mükemmel bir örnek: Tenerife Adası Uygulaması


Teneriffe adası Atlantik Okyanusunun ortalarında, Afrika kıyılarından yaklaşık 600 km kadar Batıda ve yedi adadan meydana gelmiş İspanyol Kanarya takım adaları grubunun en büyüğü konumundadır. 2000 km2 Yüzey alanına sahip adanın Kuzeyi tropik iklim sergilerken Güney neredeyse çöl görünümündedir. Ada nüfusu  tarım ve turizm ile geçinir. Toplam nüfusu 850 000 civarında olan adaya 2005 yılında 10 milyon civarında turistin geldiği söylenmektedir. Adanın su kaynakları bu nüfusu ve turizmi kaldırmadığı için yönetim 1993 yıllında atıksuların geri kullanımı projesini başlatmış. Proje gerçekten de her bakımdan mükemmel  bir uygulama örneği teşkil etmektedir. Kuzeyde atıksular toplanıp arıtıldıktan sonra adanın 70 km Güneyine pompalanır ve burada yeraltına verilerek depolanır. Depolama amacıyla sular yeraltına sızdırılırken bir yandan da sulu tarım yapılır. Yeraltı suları daha sonra kuyulardan çekilip kullanıma verilir. Bu şekilde yeraltı su seviyesi yüksek tutularak deniz suyunun girişimi önlenir. Bu uygulamada bir taşla iki kuş vurulmaktadır. Şöyle ki, deniz suyundan desalinasyon ile 1 m3 su temini maliyeti olarak  50 €cent kabul edersek bu bedelin üzerine atıksuların arıtım ve deşarj maliyeti için de yaklaşık 50 €cent koymamız gerekir. Bu şekilde suyun döngü maliyeti 1€ civarına gelir. Mevcut geri dönüşüm projesi ise 40-45 €cent/m3 'e suyu mal etmektedir. Yetiştirilen muz ve domates ise ilave net gelirdir. Ada halkı tüketimden arta kalan muzu satmakta ve ciddi gelir elde etmektedir. İlgililere Duyurulur!!!!!!

Power Point Sunum için tıklayınızSlayt 1

Teknik Olmayan Gezi Notlarım

Tenerife adasına Madrid'den İspanyol hava yolları ile uçmuştum. Uçağın hemen tamamı tatil havasına girmiş genç İngiliz turistler ile doluydu. Uçakta ikram yapılmadığı gibi hostesler, pardon hostlar çünkü hepsi erkekti, insanın yüzüne bile bakmıyorlar (kısa not: Gözünü sevdiğimin THY'si). Bir cennete gittiğim hissine kapılarak dişimi sıktım. Adanın iki hava meydanı bulunuyor. Birine indik. Giderken diğerinden kalktık. Ancak her iki hava meydanı terminali de gayet büyük ve modern. Kanaatimce Ankara Esenboğa hava limanı büyüklüğünde. Gece indiğimiz için etrafı pek iyi inceleyememiştim. Ancak ışıklı otoyol ve pırıltılı Santa Cruz kenti bana Avrupa kentlerinden birindeymişim hissini verdi. Otelimiz 5 yıldızlı 20-25 katlı bir bina idi. Ancak sabah sahilde olduğumuzu anlayabildim. Odamın iki cephesinden 4 otel ile yüz yüzeydik. Deniz uçsuz bucaksız, rengi Marmara'dan az hallice. Sahil ise kayalık ancak üzerinden dalgasız zamanlarda denize girmek için demir köprülerden bir ağ örmüşler. Gayet sevimsiz. Lobi havuza girmek için koşuşturan terlikli, bornozlu insanlarla dolu. Kıyıda yaklaşık 1-1.5 km'lik bir kıyı yolu var. Bir yanı sahildeki kayalara ve denize bakarken diğer yanı dükkanlarla çevrili. Dükkanlar ucuz, Bodrum'dan ise hayli ucuz. Yarı yolda bir halk plajı görüyorum. Turistlerin bir kısmı plaja gidiyor. Plaj gördüğüm en sevimsiz plaj ve tabiatıyla tenha. Kum-çakılın rengi kırmızı. Üzerinde terliksiz zor yürünüyor. Mayomu yanımda getirmiştim ama deniz hiç çekmiyor. Dört günlük ziyaretim sırasında hiç denize ve havuza girmedim.  Son günü ise zaman öldürmek için kıyıda bir bankta kitap okuyarak Bodrum,Marmaris hayalleri içinde geçirdim. Sonuç olarak anlayamadığım bir nedenle İngilizler tatillerini bu adada geçirmeye bayılıyorlar. İnsanları cana yakın ve hizmetler ucuz. Ancak bu kadar yol gitmeye değer mi anlayamıyorum. Bu arada Türkiye'den buralara tatil geçirmeye gelenleri ise hiç anlayamıyorum. Adalardaki betonlaşma otantik mimariyi yok etmiş. Güzelim tatil adası bizim Kuşadası'na dönmüş.

Yine de adanın hakkını yemeyelim Kuşadası'nın çehresi çok daha ilkel ve betonlaşmış.  Allah Bodrum ve Marmaris'i korusun. Gözü dönmüş rantçılar bu beldelerimizi kurutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Betonlaşma almış yürümüş. Bir yandan  madenciler ormanlarımızı talan etmede. Bizler de seyirciler.  Son paragrafın gezi ile ilgisi yok ama dayanamadım. Saygılarımla.

Untitled Document